top of page
Search

Akrep Burcunda Sarsıcı Dolunay: Değişime Hazır mıyız?

  • May 3, 2025
  • 5 min read

Updated: May 4, 2025



Designed By Cemre
Designed By Cemre

12 Mayıs 2025 Akrep Burcunda Dolunay "Kalabalıklar Dağdan İnmişken": Vahiy, Kriz ve Kollektif Uyanış


Sabian Sembolü- 24 derece Akrep/ Designed By Cemre
Sabian Sembolü- 24 derece Akrep/ Designed By Cemre

Sabian 24° Akrep: “Kalabalıklar, vahiy almış bir adamı dinlemek için dağdan iniyor.”

Bu sembol, kolektif bilincin uyanışa çağrıldığı, bir otoriteye değil, sezgiye dayalı hakikatin açığa çıktığı zamanları anlatır. Bu dolunayla birlikte halk, dış otoritelerden gelen yönlendirmeleri değil, içsel hakikat sesini duymaya başlar.


12 Mayıs 2025 tarihinde Akrep burcunda gerçekleşecek olan dolunay, yalnızca Güneş ve Ay arasındaki karşıtlığı değil, aynı zamanda Uranüs ve sabit yıldız Algol'un enerjisini de içine alan sarsıcı bir dönüşüm potansiyelini taşır. Ay 22°12′ Akrep'te, Güneş 22°12′ Boğa'da; Güneş, Uranüs (26° Boğa) ve Şans Noktası (23° Boğa) ile kavuşumda. Yükselen 23° Akrep’te; halkın, içsel dönüşüm ve ruhsal yükseliş eşiğinde olduğunu gösteriyor.


1.evdeki Ay, halkın psikolojisini ve bilinçaltını temsil ederken; 7. evdeki Güneş, Uranüs ve Algol kavuşumu, otorite figürlerinin, siyaset mekanizmalarının ve dış ilişkilerin sarsılacağını gösteriyor. Bu göksel kurgu, halkın içsel olarak güçlenmeye başladığı, ancak dışsal otorite yapılarına olan inancının hızla çözüldüğü bir sürece işaret eder.


Halk Yükselirken, Siyaset Batıyor: Ay 1. evdeyken kolektifin sezgileri ve içgüdüleri yoğunlaşır. Bastırılmış duygular ve travmalar yüzeye çıkar. Akrep’in doğası gereği bu yüzleşme kolay olmaz; ancak ruhsal derinlik kazandırır. Sabian sembolü, halkın hakikate aç olduğu bir dönemde, içsel sezgi liderliğini yeniden keşfettiğini vurgular.

Buna karşılık, Güneş–Uranüs–Algol kavuşumu 7. evde: siyaset, diplomasi ve açık düşmanlık alanında. Uranüs burada beklenmeyeni getirir; ani istifalar, politik skandallar, lider figürlerinin çözülüşü, uluslararası kopuşlar mümkündür. Algol bu kavuşumu daha da karanlık bir noktaya taşır: kurban–fail döngüleri, halkın gözünde otoritenin düşüşü, karizma kaybı ve yönetim boşlukları.


Uranüs ve Algol’un etkisiyle yıkılan sistemler yerine yeni paradigma arayışları öne çıkar. Bu, otorite krizidir ama aynı zamanda bir bilinç yükselişidir. Bu süreçte bireyler, kurtarıcı arayışını bırakıp, kolektif uyanışın ve sezgisel liderliğin değerini anlamaya başlar.

Türkiye özelinde bu dolunay, 5. eve düşerek gençler, sanatçılar, spekülatif alanlar ve borsa konularında kriz yaratabilir. Mars’ın Türkiye haritasındaki şans noktasına yaptığı kare açı, 15–16 Mayıs’ta ekonomik dalgalanma, finansal stres ve genç nüfusu etkileyen sert gündemlere işaret eder.

Designed By Cemre
Designed By Cemre

Sağlık açısından dolunay Akrep'te gerçekleştiği için genital sistem, bağırsaklar, mesane, üreme organları, prostat gibi bölgelerde hassasiyet oluşabilir. Uranüs sinir sistemini, Algol baş-boyun bölgesini etkiler. Bu nedenle ani krizler, hormonal dalgalanmalar, sinirsel yüklenmeler, duygusal boşalmalara bağlı fiziksel belirtiler görülebilir. Magnezyum dengesi, topraklanma ve sinir sistemi destekleyici pratikler önerilir.

Bu dönemde psikolojik olarak obsesyon, kıskançlık, duygusal içe kapanma, kontrol saplantısı, ani öfke ve kırılganlıklar artabilir. Akrep burcunun gölgesi olan intikam arzusu ve manipülatif duygular, Uranüs tarafından çatlatılıp dışa vurulabilir. Bu patlamalar kolektif ölçekte protestolara, bireysel ölçekte ise duygu krizlerine dönüşebilir.


Dolunay aynı zamanda jeofiziksel anlamda da risk barındırıyor. Uranüs–Algol kavuşumu, Türkiye'nin merkezinden geçen sismik iz düşüm hatlarında artan gerilimleri işaret eder. Ankara, İç Anadolu, Karadeniz, Adana, Kıbrıs, Halep, İran ve Mısır gibi bölgeler gökyüzü altında etkin konumdadır. Bu sadece fiziksel deprem riski değil; aynı zamanda politik ve sosyolojik fay hatlarının da kırılabileceği anlamına gelir.


Bu noktada özellikle vurgulanması gereken etken, Plüton’un 3° Kova’da durağan konumdan (stationary retrograde) retroya geçmesi. Geri hareket başlangıcı bu dereceden başlarken, tam da Giedi Prima ve Giedi Secunda sabit yıldızlarıyla 30°’lik rezonansa girmektedir. Bu sabit yıldızlar geçmişten gelen, henüz çözülmemiş, bastırılmış güç temalı meseleleri su yüzüne çıkarma eğilimindedir. Plüton gibi yeraltı gezegeninin bu sabit yıldızlarla yarattığı temas, jeopolitik gerilimleri sadece görünürde değil, yerin derinliklerinden gelen bir uğultu gibi hissettirir. Bu bir anlamda “bitmemiş bir güç hesabı”nın yeniden aktive olmasıdır.


Uranüs’ün Algol ile kavuşumu ise bu fay hatlarını tetikler. Algol’ün baş kesen doğası ve Uranüs’ün ani şok etkisi, fiziksel olarak yer kabuğunda, metaforik olarak ise toplumun sinir uçlarında bir kırılma yaratabilir. Özellikle Türkiye’nin astrolojik haritasında bu hatların geçtiği Ankara, Kayseri, Adana, İç Anadolu hattı; İran, Halep ve Kıbrıs gibi jeopolitik öneme sahip bölgeler, bu dönemde sadece sarsıntılara değil, stratejik kırılmalara da açık hale gelir. Plüton retrosunun başladığı bu sabit dereceler aynı zamanda yeniden yapılanma, zorunlu bırakılan değişim ve dönüşüm sürecinin başlangıç noktasıdır.


Plüton'un 3° Kova'da durağan pozisyonda olması, sabit burçlar üzerindeki baskıyı artırırken; Giedi Prima/Secunda sabit yıldızları ile yaptığı 30° rezonans, kolektif düzeyde bitmemiş hesapların yeniden gündeme geleceğini gösterir. Bu; ilişkilerde, finansal yapılarda ve değer sistemlerinde derin dönüşümler anlamına gelir. Kolektif düzeyde bu hesaplar, geçmişte bastırılan toplumsal travmaların veya gücün kötüye kullanımının şimdi yüzeye çıkışıyla kapanmak zorundadır.

Giedi Prima (3°46') ve Giedi Secunda (3°51') yıldızları, Oğlak burcunun başında yer alan, deniz keçisinin sağ boynuzundaki alfa yıldız çiftidir. Venüs–Mars doğasında çalışır. Venüs ile birleştiğinde sıra dışı ilişkiler, alışılmadık aşk senaryoları, tuhaf tanışmalar veya evliliklerde yaş farkı gibi temaları gündeme getirir. Mars doğası ise ilişkilerde güç mücadelesini, tutkuyu ve bazen de manipülasyonu artırır.

Plüton’un bu yıldızlarla kurduğu 30°’lik (semi-sextile) rezonans, sadece yüzeydeki ilişkisel meseleleri değil, aynı zamanda ruhsal düzeyde tamamlanmamış karmik döngüleri de tetikler. Özellikle doğum haritasında Plüton retrosu olan ve bu dereceler ile açıya giren bireyler için bu dönem, geçmiş yaşamlardan taşınan ilişkisel karmaların çözülme zamanı olabilir. Bu, bazen aniden ortaya çıkan geçmiş bağlantılı kişilerle yüzleşme, bazen de içsel dönüşüm ve şifaya yönelen yoğun psikolojik süreçlerle kendini gösterebilir.


Ruhsal olarak derin bağlarla tanımlanan ilişkilerde güç oyunları, bağımlılıklar ve kontrol mekanizmaları çözüme zorlanır. Bu yıldızların Plüton tarafından aktive edilmesi, özellikle gölge yönleriyle yüzleşme, ilişkilerde yeniden yapılanma, kayıplar ve ardından gelen yeniden doğuş döngüsünü başlatır. Bu süreç, bireysel özgürlükle birleşen bir sevgi anlayışını mümkün kılar.

Bu nedenle Plüton retrosu olan bireyler için bu dönem, kadersel karşılaşmalar, bitmemiş aşk hikâyelerinin kapanışı veya içsel bir karmik barış yolculuğudur. Derin, sarsıcı ama nihayetinde özgürleştirici bir içsel çözülme süreci kapıdadır.

Ayrıca 3° Kova bölgesindeki bu sabit yıldızlar, sadece bireysel ilişkiler açısından değil, aynı zamanda kolektif düzeyde toplumsal yapılarla ilgili bir yeniden yapılandırma çağrısıdır. Bu yıldızlar, bastırılmış sosyal temaların, eşitsizliklerin ve güç çatışmalarının yeniden yüzeye çıkmasına neden olabilir. Erkek haritalarında baskın kadın figürleri, kadın haritalarında ise yaş farkı, zengin partner veya baskın eş sembolleri bu yıldızlarla ilişkilendirilir. Plüton’un geri hareketiyle bu temalar bastan sona yeniden yapılandırılmak üzere tetiklenmektedir. Güç, kontrol, kayıp ve dönüşüm anahtar kavramlardır.


Dolunayın Şans Noktası'nın Uranüs ve Güneş kavuşumu ile aynı derecede olması, kadersel gelişmelerin yüksek elektrikle ve beklenmedik şekilde sahneye çıkacağını gösterir. Bu dönem, sadece bireysel hayatlarımızda değil, ülkenin yazgısında da belirleyici bir dönemeç olabilir.

Bu dolunayda halk içsel olarak sezgisel gücünü hatırlarken, siyaset ve otorite yapıları çözülmeye başlıyor. Bu, kaotik ama aynı zamanda kutsal bir uyanıştır. Sabian sembolüyle de anlatıldığı gibi, insanlar artık hakikati “dağdaki bir adamdan” değil, kendi içlerindeki dağdan duymaya başlıyorlar.

Ritüel Önerisi: Siyah mum: “Kontrol korkumu bırakıyorum.” Beyaz mum: “Özgürleşen sezgisel ruhumu kucaklıyorum.”

Bu dolunay, ruhun bastırılmış alanlarını özgürleştirmek için bir çağrıdır. Dışsal yapıların çöküşü, içsel gücün yeniden doğuşudur.



Tüm hakları saklıdır © [2023] [Cemre]. Bu materyal, telif hakkı sahibinin açık yazılı izni olmadan çoğaltılamaz, görüntülenemez, değiştirilemez veya dağıtılamaz. İzin için [thewitchusa@gmail.com] ile iletişime geçiniz. “Cemre tarafından tasarlanmış” veya “Cemre tarafından fotoğraflanmış” olarak belirtilen tüm medya bana aittir.


Doğum Haritası Analizi
90
Book Now


 
 
 

Comments


bottom of page