top of page
Search

2 Şubat Aslan Burcu Dolunayı-“Ben” ve “Biz” Arasında 13° Aslan Dolunayı’nın Kadersel Gerilimi

  • 1 day ago
  • 11 min read
2 Şubat Aslan Burcu Dolunayı- Design By Cemre
2 Şubat Aslan Burcu Dolunayı- Design By Cemre

2 Şubat 2026 gecesi (İstanbul) 13° Aslan Dolunayı, Akrep yükselen temasıyla çalışıyor. Bu kombinasyon “kalpten gelen irade”yi (Aslan) “güvenlik, güç ve kriz yönetimi” filtresinden (Akrep) geçirir: duygular büyür, gurur yükselir, ama aynı anda perde arkası dinamikler, tehdit algısı ve kontrol ihtiyacı da artar. Dolunayın karşısında Kova’daki yoğun toplaşma, kişisel olanla kolektif olanı aynı anda sıkıştırır; bireyin sahnesi ile sistemin sahnesi birbirine karışır.


13 derece; sıradan bir “derece” değil, sistemin dışına taşan bir kapıdır. 10’un tamamladığı düzenden sonra 13, yeni döngüyü başlatan aykırılığı getirir: gruptan ayrılmayı, “kara koyun” ilan edilse bile kendi hakikatini seçmeyi… Bu yüzden tarih boyunca uğursuz sayılmıştır; çünkü 13, düzeni korumaz, düzeni kırar. Ezoterik dilde burası “13. burç” diye anılan, görünmeyen katmanlara açılan alanla da rezonans kurar: yeraltı güçleri, tabu bilgiler, ölüm–yaşam döngüsünün saklı sırları… Orfe gizemciliğinin yeraltına iniş–çıkış mitleri gibi, 13 derecenin ana motifi şudur: inmeden çıkış olmaz.


Bu derece aynı zamanda “kâhinler ve körlük” temasını taşır: fiziksel gözün sınırı, iç gözün açılmasıyla telafi edilir. Yani 13; sezgiyi, kehaneti, saklı bilgiyi büyütür ama bunun bir bedeli vardır. Çünkü 13, bedel ödeme derecesidir: büyük tutku, büyük bağ, büyük yetenek… ve ardından mutlaka bir “bırakış”, bir kopuş, bir sınav. Buradaki dönüşüm romantik değildir; acıyla olgunlaştıran bir dönüşümdür. 13’ün vaadi şudur: Eski kabuk çatlar; ya yeniden doğarsın ya aynı kalıbı tekrar edersin.


Bu nedenle 13° Aslan Dolunayı’nı “parlamak” diye okumak eksik kalır; bu dolunay, kalbi sahneye çağırırken aynı anda şunu sorar: “Görünür olmak uğruna neyi feda ediyorsun; hakikatin uğruna hangi maskeyi bırakıyorsun?”


Kova vurgusunun içinde özellikle Mars–Plüton teması, “sertleşen gündem” ve “gücün çıplaklaşması” başlığını açıyor. Bu ikili, toplumsal atmosferde tansiyonu yükseltmeye yatkındır; saldırgan söylemler, güç gösterileri, restleşmeler ve “geri adım atmama” hâli artabilir. Bu etki Ocak sonundan itibaren aktif olup dolunay günlerine taşınan bir basınç gibi okunabilir.


Haritayı İstanbul’a göre okuduğumuzda yükselen Akrep tonu devreye giriyor: gündem daha keskin, daha stratejik ve daha “ya hep ya hiç” çalışır. Akrep yükselen, olayları görünürdeki sebeplerden çok arka plan motivasyonlarıyla okumaya zorlar; güç oyunları, güvenlik, kriz yönetimi, borç–alacak dengesi ve ilişkilerde kontrol teması belirginleşir.


Bu dolunayın asıl gerilimi 4/10 hattı üzerinden akıyor: özel hayat (ev, aile, kökler, güvenlik) ile kamusal alan (devlet, kurumlar, otorite, görünür kararlar) birbirine sürtünüyor. “İçeride” bastırılan şey “dışarıda” gündem oluyor; ya da dış baskı, evin içinde biriken kırılmaları tetikliyor. Sabit aksın zorluğu da burada: insanlar aynı cümleyi tekrar eder, aynı pozisyonda ısrar eder; sistem ise aynı yerde durmaz, sarmal ilerler. Bu dolunay, “ısrar ettiğin şey gerçekten bir hakikat mi, yoksa alışkanlık mı?” sorusunu sertleştirir. Maddi konularda krizler ve bu konular sebebiyle aile içinde çatışmalar yaşanabilir.


Kolektif tarafta sertlik vurgusu artıyor çünkü Mars–Plüton teması hâlâ taze: saldırı/savunma refleksleri, güç gösterileri ve “geri adım attırma” psikolojisi kolay yükselir. Özellikle iletişim–teknoloji ekseninde ani kırılmaların penceresi var: 5 Şubat’ta Merkür–Uranüs karesi, 8 Şubat’ta Venüs–Uranüs karesi kesinleşiyor; bu da haber akışında sert dönemeçler, sabotaj/arıza temaları, hava trafiği–dron–sistem güvenliği başlıklarında dalgalanma, ilişkilerde “bir anda kopuş” ya da “bir anda yön değiştirme” gibi senaryoları büyütür.

Bu resme bir de Uranüs’ün Boğa’da yön değiştiren ivmesini eklediğimizde (durağan/direkt fazı), “tetikte olma” hali artar: Boğa güvenlik ister; Uranüs ise güvenliği bozan sürprizleri sever. Üstelik Uranüs, Algol bölgesini yeni geride bırakmış bir derecelerde çalıştığı için, kolektif bilinçte “taş kesilme / donakalma / dehşetle uyanma” metaforu da güçlenir: Algol’ün klasik miti Medusa’dır; bakışıyla insanı taşa çeviren, sonra başı kesilen o figür… Bu dolunayda Algol’ü “şiddet kehaneti” gibi değil, donmuş korkuların çözülmesi ve tabularla yüzleşme olarak okumak daha doğru çalışır: önce taş kesilirsin, sonra aynayı kullanıp (farkındalık) kilidi açarsın.


Merkür–Uranüs gerilimi de bu yüzden önemli: dolunay sonrası alınan kararlar, Merkür retro değilken bile retro etkisi gibi çalışabilir; yani “konu kapanmadı, yeniden konuşacağız” hissi verir. Bu süreçte masada karar verenlerin, bir sonraki evreye kadar aynı kararı birkaç kez revize etmesi olasıdır. Dolayısıyla imza, anlaşma, finansal taahhüt ve stratejik hamlelerde “tek seferde bitireyim” yerine esnek revizyon payı bırakmak daha akıllıca olur; çünkü Mart başındaki Merkür retrosu geldiğinde bu başlıkların tekrar açılma potansiyeli yükselir.


Jüpiter’in 9. ev vurgusu ise bu sertliği tek başına “yumuşatmaz” ama bir koridor açar: hak–hukuk–adalet, başvuru, belge, eğitim, resmî süreçler, uzak bağlantılar… Retro Jüpiter, sonuçları hemen indirmez; fakat “hazırlık ve güçlendirme” şansı verir. Bu şu demek: bir dava dosyan varsa delil toparlamak, eksik evrakı tamamlamak, itiraz yazısını olgunlaştırmak; bir iş arıyorsan CV’yi yeniden kurmak, portföyü güçlendirmek, referansları düzenlemek; bir anlaşma yapacaksan metni sağlamlaştırmak… Bu dolunayda “hakkını arama” dürtüsü artabilir; ama Jüpiter’in en iyi çalıştığı yer, bağırarak değil hazırlanarak ilerlemektir. Haklılık, sistemde kendini en net “kanıt” ve “tutarlılık” olarak gösterir.


Satürn’ün zorlayıcı tarafı da burada devreye giriyor: hevesi sınıyor, motivasyonu tartıyor, “bu işin bedeli var” diyor. Balık Satürn’ü, özellikle son derecelerdeyken, sisin içinde yürümek gibidir: yol var ama görünmez; insan bazen sezgisine güvenir, bazen şüpheye düşer. Bu dolunayda Satürn, Neptün’ün büyüttüğü hayalleri “gerçeklik testine” sokar: Zamanın var mı? Kaynağın var mı? Bu projeyi sürdürecek disiplin var mı? İşte sabit aksların taş enerjisi de burada konuşur: ısrarla tekrar eden kalıplar… Eğer aynı döngüyü defalarca yaşadıysan, bu dolunay “yeni bir sahne” değil, aynı hikâyenin “son provası” gibi olabilir. Ders alınmazsa tekrar eder; alınırsa kırılır.


Siyasi/kollektif düzlemde ise bu kombinasyon (Kova yığılması + sabit eksen + Akrep tonu) “otorite–kitle” gerilimini kolay büyütür: kararların sertleşmesi, “ben yaptım oldu” hissi, tepkilerin yükselmesi, meydan okuma dili… Ay’ın Aslan’da oluşu, halkın sesini duyurma arzusunu artırır; ama aynı Aslan enerjisi otorite tarafında da “gösterişli güç” şeklinde çalışabilir. Bu yüzden bu dönemin gölgesi, iyi niyetle bile olsa diktatoryal bir tını yaratabilmesidir: duygusal coşku ve güç bir araya geldiğinde, ölçü kaçabilir. Dolunayın olgun kullanımı, tam da burada çıkar: gücü bağırarak değil meşruiyetle, ifadeyi zorlayarak değil fırsatı doğru okuyarak kurmak.



13° civarındaki bir Aslan dolunayı, Sabian sisteminde Aslan’ın 14. derecesinin (13°–14° aralığı) sembolüyle okunur: “İnsan ruhu kendini ifade etmek için bir fırsat bekliyor.”  Bu, “kendini göstermek”ten çok daha ince bir çağrı taşır: İçeride olgunlaşan bir özün, doğru zaman ve doğru zemin oluşmadan aceleyle dışa fırlatılmaması… Sabit aksların (Aslan–Kova) kilitleyici doğasında, kapılar zorlanınca kırılır; ama bu derece şunu öğretir: Ruh, sahnesini kendi zorbalığıyla değil, fırsatın açıldığı yerden seçer. Beklemek pasiflik değil, içsel potansiyeli biçimlendiren bir sabırdır; fırsat geldiğinde ise ifade “ego gösterisi” değil, saf ve yaratıcı bir hakikat olarak dışarı akar


Bu dolunayla birlikte sabit eksenin “taş” gibi ağırlaşan etkisini daha net hissetmeye başlayacağız; fakat aynı anda içerden yükselen bir ateş de devrede: yürek kendini ortaya koymak istiyor. Tam burada Sabian’ın uyarısı kritik: “İnsan ruhu kendini ifade etmek için bir fırsat bekliyor” derken, bu fırsatın aceleyle icat edilen bir kapı değil, gerçekten açılan bir eşik olması gerektiğini hatırlatıyor. Çünkü bu enerji, bazen “kalbimi koyuyorum” diyerek tezahürü mümkün olmayan bir ideali zorlamaya da kayabilir; özellikle Neptünyen etki, hayali parlatarak “olabilir” hissini olduğundan büyük gösterebilir.


Neptün’ün verdiği gaz; aşk, yaratım, sahneye çıkma, iş ve hizmet alanlarında “bir araya gelelim, büyütelim, görünür olalım” dürtüsünü artırır. Bu çok kıymetli; doğru ekip ve doğru çerçeve ile birleşirse gerçekten bir vitrin açabilir. Ama yükselenin Akrep tonu nedeniyle zemin aynı anda kaotik: niyetler karışabilir, güç dengeleri devreye girebilir, heyecanla verilen sözler sonradan yük gibi hissedilebilir. Bu yüzden bu dolunayın en doğru kullanımı “heves” değil, analiz + plan + sınır üçlüsüdür: hayal var ama altyapısı var mı, kaynak var mı, risk nerede büyüyor, kim neyi üstleniyor?


Düğümlerin ülkemizin düğümleriyle ters çalışması, bu dolunayın kolektif zeminde “alıştığımız yönün tersine dönme” hissini güçlendiriyor: sanki reflekslerimiz, güvenlik tanımlarımız, hatta “normal” sandığımız gündem bile yer değiştiriyor. 2026’nın yenilik vurgusu burada daha net: Satürn–Neptün hattının Koç’a ilerlemesi, bir yandan “yeni düzen kurma” cesaretini büyütürken, diğer yandan aceleyle alınan kararların arkasına sisli gerekçeler yerleştirme riskini artırıyor. Bu yüzden bu süreçte doğru ile yanlışın değil; inandığımız şeyle gerçeğin birbirine karışması daha olası.


Dolunay haritasındaki Vulkanus teması da dikkat çekici: toprağın altındaki güç, yer altı kaynakları, madenler, altyapı ve “somut değer üreten zemin” başlıkları öne çıkıyor. Bu, yalnızca ekonomik gündem olarak değil; “yeni kaynak bulma / yeni gelir kanalı üretme / yerel üretim ve ham madde” gibi daha geniş bir dönüşüm işareti olarak da okunabilir. Gayrimenkul, enerji, maden ve döviz gibi konuların eş zamanlı tartışılması boşuna değil; kolektif sistem, değerin nereden üretileceğine dair bir eşikte.


Aynı zamanda sabit eksenin yoğunluğu ve Uranüsyen gerilimler, doğa olaylarında “hazırlık” mesajını yükseltiyor: yangınlar, sismik hareketlilik, altyapı hassasiyetleri… Burada mesele “korku senaryosu” değil; sabit aksların doğası gereği ihmalin bedelinin büyümesi. Bu yüzden inşaat–mühendislik hattının gündeme gelmesi de manidar: yapı güvenliği, denetimler, projeler, altyapı kararları, ihmallerin görünür olması ya da tam tersine ciddi bir düzenleme dalgası… Bu dolunay, zemini konuşur; hem literal hem sembolik anlamda.

Toplumsal vicdan başlığı da bu dönemin en önemli sınavlarından biri. Hayvan hakları gibi konular gündeme geldiğinde, dolunayın Aslan doğası “görünür kılma”yı, Akrep tonu ise “üstünü örttüğümüz gerçeği açığa çıkarma”yı çalıştırır. Burada yalnızca tepki değil, organize sorumluluk gerekir: bireysel duyarlılığın kolektif mekanizmaya dönüşmesi, toplumun “merhamet” kapasitesinin test edilmesi gibi.


Sağlık tarafında ise enerji düşüşü ve stresin bedenselleşmesi daha kolay: Aslan–Kova hattı özellikle kalp–dolaşım ve gözler temasında hassasiyet üretebilir. Bu, tıbbi bir hüküm değil ama astrolojik olarak “aşırı yüklenme / uykusuzluk / sinir sistemi gerilimi” ile birleştiğinde dikkat isteyen bir tablo. Plüton’un kader vurgusu ise şunu ekliyor: bu dolunayda bazı olaylar “tesadüf” gibi değil, tam zamanında açılan dosyalar gibi gelir; kişiyi savunmaya, kendini anlatmaya, gerekirse topluluk önünde pozisyon almaya iter.

Ve belki de en ince ama en önemli ders: Kuzey düğüm Balık vurgusuyla “kader” hissi artarken, Aslan Ay “ben yaptım” zannını büyütebilir. Neptün ateşi üflediğinde insan kendi hikâyesine fazla inanabilir. Bu dolunayın sorusu şu: Kendimizi haklı sanırken, başka bir perspektifte haksız olabilir miyiz? Kalabalığın içinde bir “güruh” oluştuğunda, hakikat kolayca sloganlaşır. Bu yüzden dolunayın en yüksek kullanımı, duyguyu inkâr etmeden ama onu merkeze koymadan; kanıt, ölçü, etik ve vicdan üzerinden ilerlemek.


“Nükleer anlaşmazlıklar” başlığının bu kadar konuşulması da sadece sembolik değil, takvimsel olarak da kritik: Yeni START’ın (Rusya–ABD arasındaki son büyük ikili sınırlama çerçevesi) 5 Şubat 2026 itibarıyla sona ermesi, eğer yeni bir çerçeve kurulamazsa küresel nükleer stoklara dair bağlayıcı sınırların fiilen ortadan kalkması anlamına geliyor. Dolunay günleri bu dosyayı büyüten “kırılgan gündem” hissi yaratır: anlaşma/uzlaşma yerine restleşme ve belirsizlik ihtimali artar.


Coğrafi iz düşüm okumalarında (astro-kartografik hat mantığıyla) Kuzey Amerika hattı daha fazla titreşiyor: özellikle ABD gündeminde protestolar, iç gerilim, dış ilişkilerde sertleşme ve güvenlik başlıkları büyüyebilir. İran tarafında ise Uranüsyen sürprizler “beklenmedik hamle / ani saldırı riski / hava sahası” gibi temaları öne çıkarır; bu tür günlerde en çok “yanlış hesap–yanlış mesaj” tehlikelidir. Türkiye açısından dolunay, ekonomik baskı–kredi/borç–piyasa dalgalanması temasını yükseltirken, kamusal alanda otorite–muhalefet gerilimini de artırabilir; özellikle kararların sertleştiği, karşı hamlelerin yükseldiği bir atmosfer. (Bunları “olacak” diye değil, enerji yoğunluğu olarak okuyun.)


Piyasalarda ise sabit eksen + Uranüs kareleri “istikrar” sevmez: altın/gümüş gibi güvenli liman hikâyeleri güçlenirken kriptoda (özellikle Bitcoin gibi) ani iniş–çıkışlar, manipülasyon hissi ve güven testleri artabilir. Bu günleri “hızlı karar” değil, risk yönetimi günleri olarak okumak daha sağlıklı.


Kişisel düzlemde bu dönem için net öneri şudur: iletişim ve teknoloji tarafında yedekli ilerle; finansal kararlarda fevriliği azalt; ilişkilerde “bir anda kopuş” üreten gerilimleri büyütme. Çünkü Venüs–Uranüs tetiklerinde hem kalp hem cüzdan “ani” kararlarla sınanır. Bu bandın hemen ardından Merkür’ün Balık’a geçişi ile (6 Şubat civarı) dil yumuşamaya, empati artmaya başlar; ama aynı zamanda belirsiz ifade ve yanlış anlama riski de yükselir. Bu yüzden “netlik” ve “sınır” iyi gelir.


Bir de büyük çerçeve: Satürn’ün Koç’a girişi Şubat ortasında yeni bir döneme kapı açarken, dolunay günlerindeki basınç “yeninin doğumu” öncesi son sıkışma gibi çalışabilir. Sabit enerji kırılmayı sever; Satürn Koç ise “karar al ve uygula” der. Bu yüzden bu dolunayın derin mesajı şudur: Kalbini ortaya koy, ama bunu krizle değil bilinçle yap; gücü bağırarak değil, merkezde kalarak göster.


Kişisel Bazda Neler Yaşanabilir?


Aşağıdaki çerçeve 2 Şubat 2026 Aslan Dolunayı (İstanbul saatiyle 01:09) için geçerli; haritanın ana omurgası sabit aks (Aslan–Kova) ve yükselen Akrep olduğu için “ısrar eden, kolay çözülmeyen, gerilimi birikerek boşaltan” bir atmosfer verir. Not: Bu hafta ayrıca Uranüs durağanlaşıp direkt döndüğü için (4 Şubat civarı) gerilim “ani” çalışır; Merkür–Uranüs ve Venüs–Uranüs kareleri de aynı zaman penceresinde tetikleyici olur.


Toprak elementi: Boğa – Başak – Oğlak

Toprak = kaynak, ekonomi, altyapı, beden, somut sonuç.

  • Haritadaki vurgu: Uranüs Boğa’da ve durağan/direkt fazda; bu, “zemin” temalarında oynama demektir: piyasa, gıda, para, altyapı, yer kabuğu, inşaat–mühendislik, maden–yeraltı kaynakları gibi başlıklar daha hassaslaşır.

  • Algol notu: Uranüs Boğa’nın Algol bölgesini (yakın dereceler) tetiklediğinde, olaylar “kontrol kaybı–aşırılık–panik” üzerinden büyümeye meyleder; bu yüzden toprak temalarında risk yönetimi şart.

  • Açı dili (elementler arası sürtünme): Kova’daki zihinsel/teknolojik vurgu (hava) ile Boğa’daki Uranüs (toprak) arasındaki sert açılar, “sistem–altyapı–para–güvenlik” hattında ani kesintiler/bozulmalar/şok kararlar temasını büyütür.

  • Sentez (Vulkanus/yeraltı temasıyla uyumlu): Toprak tarafı “yeraltı kaynakları, maden, gayrimenkul, üretim ve inşaat” gündemini; diğer yandan da “deprem/yangın gibi doğa başlıklarına karşı temkin” ihtiyacını yükseltir (kesinlik iddiası değil, risk hassasiyeti).


Toprak burçlarına öneri: Finans–kredi–borç başlıklarında ani karar verme; sözleşme/ödemeyi iki kez kontrol et. Ev–işyeri güvenliği, teknik bakım, yedek plan, nakit akışı disiplinini artır. Aile içi maddi konularda krizlere dikkat edilmeli.


Ateş elementi: Koç – Aslan – Yay

Ateş = irade, görünürlük, liderlik, yaratım, “ben buradayım” deme.

  • Haritadaki vurgu: Ay Aslan’da; dolunay zaten ateşi büyütür: görünür olma, sahneye çıkma, cesaret, “kalpten ifade” teması.

  • Sabian Sembolü: Aslan 13°–14° bandının sembolü “İnsan ruhu kendini ifade etmek için fırsat bekliyor.” Burada mesele özgüven şovu değil; doğru anı bekleyip hakiki yeteneği ortaya koymak.

  • Açı dili: Güneş Kova–Ay Aslan karşıtlığı, “kolektif akıl/ekip–bireysel gurur/kalp” gerilimini üretir. Bu, iş arayanlar ve kariyer sıkışması yaşayanlar için “ben neyi temsil ediyorum, neyi sunuyorum, nasıl görünür olacağım?” yüzleşmesini sertleştirebilir.

  • Neptün gazı: Neptün’ün Koç’a geçişi ateşi “ideal–hayal–kutsal dava” hissiyle besler; ama aynı anda yanılsama riskini de artırır. Bu yüzden “fırsat var” hissiyle koşulan şeyin gerçekliğini test etmek kritik.

Ateş burçlarına öneri: Görünürlük için çok iyi; fakat “ben yaptım oldu”ya kayma. Kalp–dolaşım ve göz temaları (Aslan–Kova hattı) sembolik olarak hassas: uykuyu, ritmi, ekran/ışık yükünü azalt; aceleyle karar alma


Hava elementi: İkizler – Terazi – Kova

Hava = zihin, iletişim, ağlar, kalabalıklar, politik/sosyal atmosfer, teknoloji.

  • Haritadaki vurgu: Kova’da belirgin bir toplaşma (Güneş, Merkür, Venüs, Mars, Plüton) “kolektif gündem, protesto dili, teknoloji–güvenlik, propaganda, bilgi savaşı” gibi temaları yükseltir.

  • Mars–Plüton teması: Mars–Plüton yakınlığı/kavuşum bölgesi “sertleşen irade, güç gösterisi, baskı–karşı baskı” arketipini büyütür. Bireyselde: restleşme, kopuşa giden güç savaşları; kolektifte: gerilimi yükselten çıkışlar.

  • Merkür–Uranüs / Venüs–Uranüs kareleri: Haber akışı, iletişim, ulaşım, sistemler, elektrik/teknoloji ve finansal dalgalanma temalarını tetikleyebilir; özellikle 4–8 Şubat bandı “ani” çalışır.

  • Anlaşma/limit başlığı : 2026’da mevcut stratejik silah limitleriyle ilgili anlaşmaların takvimi konuşuluyor; bu da hava elementi düzleminde “diplomasi–müzakere–gerilim dili”ni görünür kılıyor.

Hava burçlarına öneri: Söylem sertleşebilir; yazılı/verbal sözleşmelerde “iki kere oku.” Sosyal medya/kalabalıklar içinde hızlı polarizasyona kapılma. Grup işlerinde görünürlük fırsatı var ama rol–sınır–sorumluluk netliği şart.


Su elementi: Yengeç – Akrep – Balık

Su = duygu, bilinçaltı, kolektif korku, merhamet, sezgi, “kader” algısı.

  • Haritadaki vurgu: Yükselen Akrep suyun gölgesini büyütür: güç, kontrol, kriz yönetimi, gizli gündemler, takıntılı düşünce döngüsü. (Sabit aksla birleşince “ısrar eden kriz” hissi artar.)

  • Satürn Balık son dereceler / düğüm teması: Balık tarafı “teslimiyet–inanç–kapanış” getirirken; aynı anda “dağınıklık, belirsizlik, kurban psikolojisi” riskini de taşır. Bu yüzden su elementi için ana ders: duyguyu gerçeklikle kalibre etmek.

  • Merkür’ün Balık’a geçişi + Balık retrosu: Dolunaydan sonra Merkür Balık’a geçiyor; ardından Şubat sonu–Mart 20 arası Merkür retrosu Balık’ta. Bu kombinasyon, dolunayda alınan kararların “sanki retroymuş gibi” tekrar masaya gelmesini açıklar: yanlış anlama, eksik bilgi, sonradan gelen detaylar.

  • Vicdan başlığı (hayvanlar/mağdurlar): Su elementi bu dolunayda “toplumsal vicdan”ı büyütür; merhamet çağrısı yüksek. Burayı romantize etmeden, somut destek–organizasyon–gönüllülükle (hava/toprakla) birleştirmek gerekir.

Su burçlarına öneri: Paranoya–zan–hakikat ayrımını gözet. Duygusal tepkiden önce veri iste. “Ben haklıyım” hissinin karşı perspektifle test edilmesi, bu dolunayın en şifalı kapısı.


Bu dolunayın en net mesajı şu: kalbini sahneye çıkar, ama aklını ve planını arkada bırakma. Sabit akslarda yaşanan her şey “bir kerelik” değildir; aynı tema ısrarla geri gelir. O yüzden bu dönemi, bir şeyi ispat etmek için değil, gerçeğini inşa etmek için kullan. Hayal ve ideal güzeldir; fakat Neptünyen gazla büyüyen her hevesin altına bir “toprak” koy: veri, bütçe, takvim, sorumluluk, sınır. İlişkilerde de, işte de, kolektif konularda da en büyük hata “ben yaptım oldu” sertliğine kaymak olur. En büyük kazanım ise şudur: doğru zamanda doğru kelimeyi seçmek, doğru ekiple doğru çerçeveyi kurmak ve kendini ifade ederken hakikati merkeze almak.


Tüm burçlar için kısa ve uygulanabilir bir kapanış önerisi :


  • Koç: Acele karar alma. İki gün bekle, sonra hamle yap. Enerjini tek hedefe topla.

  • Boğa: Para–güvenlik–mülk konularında sürprizlere açık ol. Harcamayı azalt, planı esnek tut.

  • İkizler: Haber, mesaj, sözleşme ve dedikodu trafiğinde yanlış anlama riski yüksek. Yazılı ilerle, kanıt iste.

  • Yengeç: Aile–ev–güven duygusu tetiklenebilir. Duygusal savunmaya geçmeden önce ihtiyaçlarını net söyle.

  • Aslan: Görünürlük için güçlü zaman; ama “ego” değil “öz” konuşsun. Bir işi parlatmadan önce altyapısını kur.

  • Başak: Sağlık–rutin–iş akışı düzenlemesi yap. Küçük aksaklıkları büyütme; sistem kur, sadeleş.

  • Terazi: İlişkilerde ani kopuşlar yerine net sınırlar. “Ne istiyorum?”u kibar ama kesin söyle.

  • Akrep: Kontrol ihtiyacı artabilir; gücü sertlikle değil stratejiyle kullan. Gizli kaygını açık ihtiyaca çevir.

  • Yay: İnanç–hak–hukuk–yurt dışı temalarında hazırlık yap. Dosya toparla, belge düzenle, acele imzadan kaçın.

  • Oğlak: Kariyer ve statü baskısı artabilir. Uzun vadeli hedefe sadık kal, kısa vadeli provokasyona kapılma.

  • Kova: Topluluklar, ekipler ve sosyal çevre üzerinden sınanırsın. Kimle yol yürüdüğünü seç; rol dağılımını netleştir.

  • Balık: Neptünyen sis artıyor: “zan” ile “gerçek” karışabilir. Sezgi + veri birlikte olsun; korunma sınırlarını güçlendir.


    Bu dolunayda niyetini bir cümleye indir, planını üç adımda kur, duygunu bir davranışla somutlaştır. Çünkü sabit akslar, sözü değil tavrı kayda geçirir. Şifa getirsin.



İlişki Astrolojisi- Sinastri Haritası
TRY 8,500.00
1 sa. 30 dk.
Book Now

Tüm hakları saklıdır © [2023] [Cemre]. Bu materyal, telif hakkı sahibinin açık yazılı izni olmadan çoğaltılamaz, görüntülenemez, değiştirilemez veya dağıtılamaz. İzin için [thewitchusa@gmail.com] ile iletişime geçiniz. “Cemre tarafından tasarlanmış” veya “Cemre tarafından fotoğraflanmış” olarak belirtilen

 
 
 

Comments


bottom of page